Brüksel ve Brüksel’de görülmesi gereken yerler!

/ 19 Eylül 2019 tarihinde eklendi 20 Eylül 2019 tarihinde güncellendi. / 9 okunma / yorumsuz
Brüksel ve Brüksel’de görülmesi gereken yerler!

Brüksel için çok fazla söylenecek söz yok gibi aslında. Tarihi değerlerine sahip çıkan çok kültürlü, farlılıkların ön planda olduğu muhteşem bir şehir. Uzun zamandır bugün yarın diye ertelediğim bir ama gidincede ben neden bu güne kadar burayı görmedim dediğim bir şehir.

Parc du Cinquantenaire
Parc du Cinquantenaire

Brüksel Gezi Notlarım

Önce kısaca Brüksel hakkında bilgiler verip ardından gözlemlerimi ve anılarımı aktarmak istiyorum. Bildiğiniz gibi Brüksel Belçika’nın başkenti, ama aslında sadece Belçika’nın değil Avrupa’nın da başkenti. Birkaç yüzyıl önce bataklıkların kurulması ile oluşturulan bir şehir olarak anlatılmakta. Ama  şehrin sokaklarında gezdiğiniz zaman bu anlatılanların birkaç yüzyıldan daha uzun bir zaman önce olduğunu anlamak zor değil.

Grand-Place
Grand-Place

Her sokağında tarihin derinliklerine uzanan bir geçmişe sahip yapılar bulmak mümkün. Sadece tarihin yanında çok kültürlü bir şehir, hemen her ırktan birileri ile karşılaşmak mümkün. Hatta Belçika’nın yemek kültürü sizin daha tadınıza uymuyorsa Türkiye’de olduğunuzu hissettirecek. Türk Restoranları bulmak hiçte zor değil. Brüksel kahvesi ile meşhur olmuş bir yer, ama kahve Türkiye’de yada başka Avrupa şehirlerinde olduğu gibi kocaman bir fincanda gelmiyor. Bizim bildiğimiz Türk kahvesi fincanından üç ay önce doğmuş, bir beden büyüğü olan bir fincanda geliyor. Öyle saatlerce araba kullanarak gelmiş, hatta yolda hiç kahve içmemiş birisi olarak bir kaç fincan üst üste içerek ancak kahve içmiş olduğumu anladım. Ama kahve gerçekten özel bir kahve mutlaka tatmanızda fayda var.

Tatmanız gereken bir diğer şeyde Çikolata olmalı, kahvelisinden alkollüsüne kadar yüzlerce çikolata arasında seçim yapmakta insan ciddi anlamda zorlanıyor. Ama Brüksel’e kadar gelipte bir paket almadan gitmek herhalde ayıp olur.  Çikolata paketleri özellikle tarihi pazarımsı yerlerde bir depo benzin parası olduğu için almakta acele etmeyin. Geziniz sırasında ara sokaklarda bolca bulunan mekanları tercih edin, çok daha uygun fiyata alabilirsiniz.

Ben tesadüf olarak gezime Parc du Cinquantenaire’den başladım, iyiki de öyle yapmışım, yeşil bir parkın etrafını çevreleyen tarihi surlar ve Musees Royaux d’art et d’Histoire görebileceğiniz yerler arasında. Parkın içinden geçip 150 metre kadar yürüdüğünüz zaman Avrupa’nın yönetildiği bir binaya kadar gidebilirsiniz. Tabiki binanın içini gezemiyorsunuz ama burada öğrenilmesi gereken şu ki, bizde sıradan bir millet vekili yada bakan için koruma orduları hizmet ederken böyle bir merkezin etrafında tek bir polis yada koruma görevlisi görmemeniz, hatta binanın hemen yakınları da sıradan varoşumsu mahalleler. Bizi yönetenlerin ne kadar savurgan olduklarını anlamınız için buradan daha iyi bir örnek olamaz galiba.

Brüksel Sokakları
Brüksel Sokakları
Brükselde aracımı nereye park etmeliyim?

Bundan sonra navigasyonumu şehir merkezine ayarladık ve götürdüğü yere kadar gittik, şansımıza şehrin tam ortasında ve hemen bir otoparkın önüne getirdi, bu çok katlı otoparka arabımızı park ettik (günlük 15 Eu) ve hemen Grand-Palace’ye doğru yürüdük, yaklaşık 100 Metre. Grand-Palace’yi açıkçası bu kadar muhteşem beklemiyordum, sıradan tarihi bir yapı olarak beklerden bunun çok daha ötesinde bir yer ile karşılaştım. İlk geliş akşam saatlerinde olduğu için bu meydanda insanların gitarlarını alıp topluca çalıp söylediği, yerdeki parke taşlarının üzerine oturup gece geç saatlere kadar sohbet ettikleri inanılmaz bir yerle karşılaştım. Hatta oğlum Oray’da dayanamayıp burada bende oturmak ve oyun oynamak istiyorum demesi üzerine bizde bir süre oturduk ve çevredekilerin eğlencelerine katıldık. Hemen yanımıza ki bir grup Karadenizliydi ve kendi aralarında Horon öğrenmeye çalışıyorlardı.

Galeries Royales Saint-Huber
Galeries Royales Saint-Huber

Yemek fiyatları bir Amsterdam kadar pahalı değil, Türk restoranların dışında bol miktarda alışık olduğunuz Mc Donalds gibi yerleri de bulmanız mümkün. Açıkçası buraya hayli zaman ayırdım, hatta hazırladığım videoyu izlediğiniz zaman bunu anlayabilirsiniz. Buranın ardından tarihi tarihi bir pasaj denebilir yada bizim kapalı çarşının Küçük kardeşi denebilir Galeries Royales Saint-Hubert’e uğradık, burası Brüksel’in en eski alışveriş yerlerinden ama bugün daha çok gelen turistlere çikolata benzeri hediyelik eşyaların satıldığı bir yer olarak hizmet veriyor ama Brüksel gezinizin bir parçası olması gereken bir yer.

Sonuç olarak
Brüksel
Brüksel

Makalemin başında da dediğim gibi burada insanlar tarih ile bütünleşmiş bir çekilde yaşıyor bunu hemen her sokakta görmeniz mümkün, ara sokaklarda gezerken karşınıza yapımı yüzyıldan fazla olmuş onlarda bina çıkıveriyor. 

Grand-Palace’den biraz daha devam ederseniz bu muhteşem sokaklarda güzel bir gezi yapabilirsiniz, hatta trafiğe kapatılmış bir caddeye kurulan çocuklar ve yetişkinler için oyun alanları mutlaka ilginizi çekecektir.

Dans etmeyi bilmiyor musunuz?  Bu hiç sorun değil, bir grup genç arkadaş sokakta sizlere ücretsiz dans öğretiyor, hatta öyleki bazen oldukça kuyruk oluyor. Bir çok Avrupa kentinde olduğu gibi Brüksel’de de sanat oldukça önemli, bunu gezdiğiniz tüm müzelerde hatta sokaklarda görmeniz mümkün.

Gece gezdiğimiz sokaklarda ertesi gün tekrar gezmek istediğimizde dahada renkli bir tablo ile karşılaştık. Gecenin sakladığı güzellikler güneş ışığı ile daha da görünür hale geldi.

Bu arada Grand-Palace’de sık sık organizasyonlar düzenlenmekte. Bu aktivitelere katılmak isterseniz resmi sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Paylaşmak ister misin?

Jaseph

Bir gezgin ne yapar ki: gezer, görür, fotoğraf çeker, yazar ve sizlerle paylaşır.